Vizyon Medya

>>>>>> Teknoloji - Reklam - Danışmanlık >>>>>>

Kanser taraması ile 79 bin kişiye erken teşhis!!!

Sağlık Bakanlığınca Türkiye genelinde uygulanan rahim ağzı, kolon ve meme kanseri taramaları kapsamında, 78 bin 767 kişiye erken teşhis konuldu.

Toplumda görülen her kanser olgularının ortaya konduğu sistemle aktif merkezlerin verilerinden oluşturulmuş ilk rapor, 2002'de yayınlandı. 2013'te 81 ilde aktif kanser kayıtçılığının yapılmasıyla belirli aralıklarla düzenli olarak hazırlanan Türkiye Kanser İstatistikleri Raporları ile ülkenin kanser görülme sıklığına ilişkin harita çıkarıldı.

TÜRKİYE'DE EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ

AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, Türkiye'de en sık görülen kanser türleri değerlendirildiğinde; erkeklerde akciğer, prostat, kalın bağırsak, mesane ve mide kanserleri, kadınlarda ise meme, tiroid, kalın bağırsak, rahim ve akciğer kanserleri sıralamada yer alıyor. Çocukluk çağı kanserlerinde ise çocukluk çağı lösemilerinin en sık görülen kanser türü olurken, bunu her iki cinsiyette de lenfomalar ve merkezi sinir sistemi tümörlerinin takip ettiği belirlendi.

TARAMA SONUÇLARI İNTERNETTE

Kansere neden olan faktörlerin başında yüzde 90 oranında çevresel ve yüzde 10 oranında ise genetik faktörler geliyor. Dünyada ve Türkiye'de sık görülen kanserlerden meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanser tarama programına alınarak, hem erken teşhis imkanı elde edildi hem de tedaviye erişimle birlikte hastaların yaşam süresi ve kalitesi artırıldı.

Bu kapsamda Türkiye'de de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri taramaları ücretsiz yapılmaya başlandı.

2002'de 11 KETEM ile başlanılan mücadele kapsamında, 2019 itibarıyla her ilde en az bir tane olmak üzere 215'i sabit KETEM (112 KETEM SHM içinde), 26'sı Mobil KETEM olmak üzere toplam 241 merkezde KETEM uygulaması sürüyor. Uygulama ile 2018'de toplam 7 milyon kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı. Tarama sonuçları, numunenin laboratuvara ulaşmasından itibaren 10 gün içinde web tabanlı bir yazılımla hastalar tarafından Türkiye'nin her yerinden görülebiliyor. Her üç tarama sonrası şüpheli bulunan vakalar, 81 ilde faaliyet gösteren Tarama Sonrası Teşhis Merkezlerine yönlendiriliyor.

TARAMAYLA ERKEN TEŞHİS MÜMKÜN

Rahim ağzı kanseri taramalarında daha önce "smear testi" kullanılırken, Ağustos 2014'ten itibaren kadınlara HPV-DNA testi yapılmaya başlandı. Bugüne kadar yaklaşık 4,5 milyon kişiye rahim ağzı kanseri taraması için test uygulanırken, 196 bin 844 kişide sonuç pozitif çıktı. Tarama sonunda 33 bin 813 kişinin hastalığı erken teşhis edildi.

Meme kanseri taramasında 2016'dan bugüne yaklaşık 1 milyon 700 bin kişi tarandı, 86 bin 152 kişi ileri tetkike gönderildi. Meme kanseri tarama sonucunda 30 bin 144 kişiye erken teşhis kondu.

Öte yandan kolon kanseri taramasında 2011'den bugüne kadar 5,5 milyondan fazla kişiye gaitada gizli kan testi yapıldı ve 246 bin 279 kişide sonuç pozitif çıktı. Taramalarda, kolon kanserinde 14 bin 810 kişinin hastalığı erken teşhis edildi.

Gribin tetiklediği sendromla felç geçirdi, robotla yürümeye çalışıyor...

Antalya'da, geçirdiği gripten sonra felç olan 26 yaşındaki Gökhan Alsan, robotik rehabilitasyon tedavisiyle yeniden yürümeye çalışıyor.

Antalya'da, grip geçirdikten sonra felç olan 26 yaşındaki Gökhan Alsan, yeniden yürüyebilmek için robotik rehabilitasyon tedavisi görüyor. Kepez ilçesinde yaşayan Gökhan Alsan, geçirdiği gribin ardından kas hareketlerinde azalma olması üzerine (SBÜ) Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.

  • YILLARCA O HASTALIĞI HAFİFE ALMIŞIZ! HERKES AŞIDAN KAÇIYOR AMA...

Önce bacakları, daha sonra tüm vücudu tamamen hareketsiz hale gelen ve 7 gün yoğun bakım servisinde yatan Alsan'a, Guillain-Barre Sendromu teşhisi kondu. AA'nın haberine göre; yoğun bakım ünitesindeki tedavisi ile kas hareketleri yeniden kıpırdamaya başlayan Alsan, hastane bünyesindeki Robo Gait isimli robotik rehabilitasyon cihazı ile sağlığına kavuşmak için çaba gösteriyor.

"HASTALIK GRİPLE BAŞLADI"

İnşaatlarda seramik ustası olarak çalışan Gökhan Alsan, 26 Şubat 2019 tarihinde kol ve ayak kaslarında hareket azalması meydana gelmesi üzerine hastaneye başvurduklarını söyledi. Hastanede 7 gün yoğun bakımda kaldığını ifade eden Alsan, şöyle konuştu: "Hastalık griple başladı. Ellerimde ve ayaklarımda uyuşma oldu. Sonra da ayaklarımda güç kaybı oldu. Hastaneye geldiğimizde bunun sendrom olduğunu söylediler. İki hafta nöroloji servisinde yattım. Üç haftadır da Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğinde tedavim devam ediyor. Tedavim çok iyi geçiyor. Robot cihazının bayağı faydası oluyor. Son derece iyi bir şey. Evli ve bir çocuk babasıyım. Buradan yürüyerek çıkacağıma inanıyorum. Vücudumun tedaviye yanıt vermeye başladığını hissediyorum. Hayatıma kaldığım yerden devam edeceğim. Ayağa kalkmayı, destek almadan yürümeyi çok özledim."

"GELDİĞİ GÜNE GÖRE GÖVDE KONTROLÜNDE İYİLEŞME VAR"

SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Koldaş Doğan üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında ellerde ve ayaklarda güçsüzlük şikayetiyle başlayan Guillain-Barre Sendromu'na yakalanan hastalarının ilk geldiğinde gövde, oturma ve ayakta durma dengesinin olmadığını anlattı.

Hastanın, nörolojik rehabilitasyonun ardından iki haftadır robotik rehabilitasyon tedavisine devam ettiğini belirten Doğan, "Geldiği güne göre gövde kontrolünde iyileşme var. Artık paralel barda ayakta durma çalışmalarına kendisi aktif olarak katılabiliyor. Ellerinin kaba kavramasında artış var. Robotik rehabilitasyonla özellikle gövde kontrolünü ve ayakta durma dengesini kazanmasını bekliyoruz. Oldukça ilerleme kaydediyor" diye konuştu.

Son Dönemlerde Gerçekleşen, İnsanlığa Olan İnancınızı Bir Hayli Arttıracak 15 Bilimsel Gelişme...

Gün içinde sık sık geleceğe dair inancımızı kaybetsek de bilim dünyasında hala insanlık için bir umut olduğunu gösteren gelişmeler yaşanıyor. Biz de son dönemlerde gerçekleşen, birbirinden umut verici bilimsel gelişmeleri bir araya getirdik.

1. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu riskini arttıran gen bulundu.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu riskini arttıran gen bulundu.

Araştırma çerçevesinde, DEHB'e sahip 20 binin üzerinde kişinin genomlarında genetik varyasyonlar sağlıklı 35 bin kişininkiyle karşılaştırıldı. Belirli genetik varyasyona sahip kişilerin hastalığa yakalanma riskinin yükseldiği 12 bölgeyi tespit ettiler.

2. Almanya, plastik atıkları azaltmak için 5 maddelik bir plan açıkladı.

Almanya, plastik atıkları azaltmak için 5 maddelik bir plan açıkladı.

Planda, fazla plastik ürünlerin ve ambalajın azaltılması, ambalaj ve diğer ürünlerin çevre dostu olması, daha fazla geri dönüştürülebilir malzeme kullanılması ve biyo-atıktaki plastik miktarının azaltılması yer alıyor.

3. Araştırmacılar, fotosentezin tam 3,5 milyar yıl önce başladığını keşfetti.

Araştırmacılar, fotosentezin tam 3,5 milyar yıl önce başladığını keşfetti.

Yani, bu araştırmaya göre mikroorganizmaların bilinen en eski fosilleri 3,5 milyar öncesine dayanıyor. Bu ise yeryüzünde yaşamın Büyük Oksidasyon Olayından en az bir milyar yıl önce başlamış olduğu anlamına geliyor.

4. Yeni bir test, ne zaman öleceğimizi tahmin ediyor.

Yeni bir test, ne zaman öleceğimizi tahmin ediyor.

21 Ocak’ta Aging’de yayınlanan DNAm GrimAge adlı çalışma ile ölüm zamanın tahmin edilebileceği öne sürüldü. Zamanla, DNA’mızın bazı kısımları metil alkol ile karışıyor ve bu olay yaşlanma sürecinin hızlanmasına sebep oluyor. Horvath ve ekibi, ölü insanların kanlarından alınmış her bir DNA örneğinde metilasyon lekelerini ölçtüler. GrimAge zorlu hesaplamalar yaparak, tahmini ölüm tarihlerini çıkardı ve bu tahmini tarihler, çoğu zaman kayıtlı ölüm tarihlerine oldukça yakındı.

5. Beyin uyarımıyla, depresyon tedavisinde yeni bir keşif gerçekleşti.

Beyin uyarımıyla, depresyon tedavisinde yeni bir keşif gerçekleşti.

Araştırmacılar, depresyon hastalarının beyninin belli bölgelerine elektriksel uyarı verildiği zaman ruh hallerinde iyileşmeler olduğunu keşfetti. Bu etkiler ruhsal bozukluğu olmayan hastalarda görülmedi. Çünkü beynin uyarılması, ruhsal ilişkili nöral devrelerde anormal aktiviteyi normalleştirmeye çalıştığı ileri sürüldü. Yani, araştırmaya göre lateral orbitofrontal korteksin elektrikle uyarımı, depresyon hastalarında iyileşme sağlıyor.

6. Hücre büyüklükleri ile hücre yaşlanması arasında bağlantı bulundu.

Hücre büyüklükleri ile hücre yaşlanması arasında bağlantı bulundu.

Araştırmada, çeşitli tipte hücreler normal boyutlarından on kat fazlasına büyütüldü. Daha sonra ise, normal hücre işlevlerinin sürdürülebilmesine yetecek kadar protein üretmeye, DNA’larının ayak uyduramadığı görüldü. Hücre durumunda ortaya çıkan bu protein eksikliğinin, hücrenin yaşlanması ve bölünmemesi durumuna yol açtığı sonucuna varıldı. Bu da, hücrelerin zamanla nasıl yaşlandığına ilişkin olası bir açıklamaya işaret ediyor.

7. Çin, yapay güneşini tamamlıyor.

Çin, yapay güneşini tamamlıyor.

Çinli araştırmacılar, bu yıl yeni bir yapay güneş inşaatını tamamlayabileceklerini söylüyorlar. Bu cihazın iyon sıcaklığında bir kilometre taşı olarak görüp, nükleer füzyonun gücünden yararlanmaya bizi bir adım daha yaklaştırdığını ifade ediyorlar.

8. Kan hücreleri, gerçek beyin hücrelerine dönüştürüldü.

Kan hücreleri, gerçek beyin hücrelerine dönüştürüldü.

Yapılan çalışmaya göre, 1 mililitre kandan ortalama 50.000 nöron üretmenin mümkün olacağı kanıtlandı. Kısaca özetlemek gerekirse, T hücreleri beyin nöronlarına dönüştürüldü. T hücreleri, basit bir yuvarlak şekle sahip çok özel hücrelerdir, bu nedenle nöronların salkım saçak yapılarına bürünmeleri durumu oldukça kafa karıştırıcı.

9. İçme suyundaki bakterilerin %99,9’unu öldüren yeni bir yöntem geliştirildi.

İçme suyundaki bakterilerin %99,9’unu öldüren yeni bir yöntem geliştirildi.

Çinli bir grup araştırmacı, grafitik karbon nitrür olarak andıkları bir bileşiğin iki boyutlu levha yapısı üzerine morötesi ışık yansıtarak 10 litrelik bir su numunesini yalnızca bir saatte temizlediğini söylüyorlar. Böylece zararlı bakterilerin neredeyse tamamı ölmüş oluyor.

10. Bal arılarının temel matematik işlemlerini öğrenebilecek kadar zeki oldukları keşfedildi.

Bal arılarının temel matematik işlemlerini öğrenebilecek kadar zeki oldukları keşfedildi.

Avustralyalı ve Fransız araştırmacılardan oluşan bir ekip, bal arılarının da matematikte maharetli canlılar olduklarını ortaya çıkardı. Bu keşif, ileride yapılacak olan yapay zeka çalışmalarında da fayda sağlayabilecek gibi görünüyor.

11. DNA temelli ölçülen biyolojik yaşın, gelecekte meme kanseri olma riskini belirleyebileceği bulundu.

DNA temelli ölçülen biyolojik yaşın, gelecekte meme kanseri olma riskini belirleyebileceği bulundu.

Araştırmaya göre, gerçek yaş ile biyolojik yaş arasındaki her beş yıllık fark, meme kanseri riskinde %15’lik bir artışa neden oluyor.

12. Kaliforniya Üniversitesi’nden teyit geldi: Satürn her zaman halkalı değildi.

Kaliforniya Üniversitesi’nden teyit geldi: Satürn her zaman halkalı değildi.

Bilim adamlarının, çekim kuvveti ölçümleri yoluyla kütlelerini hesap ederek, halkaların yaşları konusunda tahminde bulunduğu araştırmaya göre, Satürn'ün halkaları büyük ölçüde buzdan, çok az miktarda toz ve muhtemel organik kirleticilerden oluşuyor.

13. Bilim insanları zekâ ile ilgili 1000 yeni gen buldu.

Bilim insanları zekâ ile ilgili 1000 yeni gen buldu.

Araştırma kapsamında, 190 yeni genomik bölge ve zekâ ile bağlantılı 939 yeni gen keşfedildi.Ekibe göre, bu zekâ genleri ile Alzheimer hastalığı, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, depresif semptomlar ve şizofreni arasında negatif korelasyon bulunuyor.

14. Sıtmayı önlemeye yönelik olan ilaçta, gelişmeler devam ediyor.

Sıtmayı önlemeye yönelik olan ilaçta, gelişmeler devam ediyor.

Sıtma semptomlarını engellemek yerine parazit yerleşimini engelleyen kimyasal, paraziti ömür çevriminin erken döneminde hedefleyerek sorunu kökünden çözmeyi amaçlıyor.

15. Güneş enerjisini 18 yıla kadar depolayabilen sıvı yakıt geliştirildi.

Güneş enerjisini 18 yıla kadar depolayabilen sıvı yakıt geliştirildi.

Araştırmaya göre, bu sıvı haldeki bir molekülden meydana geliyor. Molekül karbon, hidrojen ve nitrojenden oluşan bu sıvının üzerine güneş ışığı geldiği zaman, olağan dışı bir şey gerçekleştiriyor: Molekülün atomları arasındaki bağlar yeniden sıralanıyor ve kendisinin izomer adı verilen, yeni ve enerji dolu bir haline dönüşüyor.

İlgili Konular

Diğer Çözümlerimiz

Loading ...